Kasım
19
Crysis - Halis Muhlis Türk Malı ve Türkçe Oyun 16 Kasım’da Satışa Sunuldu.
Filed Under EskiKAFA | 3 Comments
Hikaye aslında şöyle başlar.
Yerli kardeşler (Cevat Yerli, Avni Yerli, Faruk Yerli) 1999 yılında Almanya’nın Coburg şehrinde Crytek firmasını kurarlar. 2004 yılında da Far Cry adlı oyunu piyasaya sürerler. Bu arada 2004 yılına kadar boş durmamış ve ödülleri toplamaya başlamışlardır.
2007 senesine geldiğimizde yeni oyun fısıltıları çoktan etrafta dolanmaya başlamıştır bile. Crysis adı verilen oyunun en büyük özelliklerinden biri ise tamamen bir türkçe versiyona sahip olacağı üzerinedir. Ayrıca işin içinde EA Games de vardır, hem de dağıtıcı rolünde. En nihayetinde 16 Kasım 2007′de (4 gün önce) türkçe versiyonu raflarda yerini almıştır artık. Hal-ı hazırda 49 YTL‘ye satışı olan ilk partiler tükenmiş görünüyor. Burada ve şurada görüleceği üzere mağazaların stokları tükenmiş durumda. Yok ben bir günde teslim alayım derseniz o zaman amazon.com‘dan 42$ ödeyerek de alabilirsiniz.
Oyunla ilgili daha detaylı bilgilere geçmeden size oyun için gereken sistem gereksinimlerini vereyim hemen: Read more
Etiketler: asker, cryengine, cryengine2, crysis, crytek, ea, farcry, yerli
Kasım
10
Efendim İstanbul’a hoş geldim sefa geldim. Fırsat bu fırsat, hazır gelmişken etkinleşeyim dedim kendi kendime. Malum bizim oralar mahrumiyet bölgesi.
E bir de blog yazarları sadece İstanbul’da yaşamıyor değil mi ama?
- Evet.
- Ciddi misin?
- Evet yahu…
Otobüstü, tramvaydı, dolmuştu derken kendimizi okulun önünde bulduk sandık, lakin yanılmışız. Çık Allah çık bir meyil, bir yokuş sormayın gitsin. Bu okulda okuyanın ne kilo problemi olur ne de obezite kihkihkih…
Kapıda kimlik sormadılar, ziyaretçi kartı vermediler, hatta oditoryum nerede diye (bakalım soracak mı bakışları ile…) güvenliğe sordum inanın. Garip geldi kimliğimin sorulmayışı. Düşündüm bir süre iyi mi yoksa kötü bir şey mi diye. Karar veremedim vazgeçtim düşünmeyi bıraktım.
Girdim kapıdan, üst kata çıktım kafamdaki bir çok soru işareti ile birlikte.
- Neden Salı günü ya da neden ayın 6’sı idi konferansın tarihi? Tahmini yaklaştığınızda bir çok blog yazarının hafta içi çalışıyor olabileceği düşünülür ister istemez, değil mi ama? 06.11.07 Hmm özel bir anlamı da yok şöyle baktığınızda… Hayır ayın 7’si olsa biraz daha anlam uydurabileceğim. 07.11.07 kafiyeli olsun diye yaptılar herhalde falan diyeceğim lakin o da mümkün değil. Velhasıl gelen kadar bir o kadar da gelemeyen blogcu olmuştur sanırım. Read more
Etiketler: alemşah öztürk, arda kutsal, blog, blog konferansı 07, dmry, süleyman sönmez
Kasım
10
Atamızın aramızdan ayrıldığı tarih.
Ama hepsi o kadar.
Ne benliğimizden silebilirler,
ne de hayatımızdan, yaşantımızdan.
Çocukken dahi soksalar da aklımıza hainler,melunlar
İğrenç mısralarını, zehir dolu satırlarını
-Ata’m kalk da ben yatam, cebine fıstık katam…
Ezberletselerde şarkı türkü eşliğinde…
Boşadır çabaları, uğraşıları
Silemezler zihnimizden,hayatımızdan
O Mavi gözlü Çınarı…
Huzur içinde uyu atam.
Ruhun şad olsun…
Etiketler: 10 kasım, atatürk, Mustafa Kemal
Kasım
6
Bize Güzel Şeyler Anlat KuruKAFA
Filed Under KuruKAFA | 2 Comments
Henüz takma adımın KuruFasulyeKafa mı yoksa KuruKAFA mı olacağına karar veremediğim günlerdi. Biz dört taşkafanın henüz MSN üzerinden, okumakta olduğunuz yazıyı barındıran bu yüce kaynağın şeklini seçmeye çalıştığı zamanlar yani. İçeriğin ne olabileceği konusunda da endişelerim vardı aslında; muntazaman çelişkilere düşerim vesselam. Dört farklı yolda yoğrulmuş veya yoğrulmaya koyulmuş, dört farklı kişilik… Benim gibisi, sevgilisi ona dil çıkardı diye dertlenip dört satırda bunaltırken, üst tarafta bir diğeri, “ilişkide dil çıkarmanın faydaları” (!) başlığını atınca ne olacaktı? Pek çok konuda hep aykırı düşüncelerim olduğuna ikna olmaya başlamıştım o sıralar; her konuda muhalefeti oynamaya can atan bir ergen değilim tabii ama, kabul ettiklerim, karşı çıktıklarım yanında çok az kalır genellikle. Hassas bir konu sözkonusu olunca işler çığrından çıkar mıydı? Tek yapabileceğin, herkesin dikine gittiğini düşünürken, paralelinde sana eşlik edenler olabileceğini mi ummaktı?
Hiçbiri — keep looking »